24.10.14

ismail'in darmaduman hikayesi.




ismail'in anka kuşlarına karşı bitmek tükenmek bilmeyen bir sevgisi vardı.

ilkokulda okumayıp sadece resimlerine göz gezdirdiği bir dergide görmüştü ilk kez bu sarı, turuncu ve kırmızıdan oluşan efsanevi kuşları. tüylerinin alevi mi yoksa başlarının üzerindeki ışıltılı perçemler mi çekmişti onu kendilerine bilmiyordu. tek bildiği şey anka kuşlarına karşı merak ve ürpertiye karışmış büyük bir sevgi duyduğuydu. bu yüzden de kalbinin yüz ölçümünün büyük bir bölümünü onlara ayırmıştı.

bir gün aynı fabrikada çalıştığı mesai arkadaşı salih sormuştu ona o güne kadar işittiği en tuhaf soruyu. "ulan ismail, dün bu senin bahsedip durduğun meret neymiş diye baktım internetten, senin anka kuşu dediğin hayvan dünyada hiç var olmamış. yani hiç ama. fosili bile yok. hiç de var olmayacakmış. hayali bi şeymiş lan onlar. hiç var olmayacak, hayali bir şeyi nasıl bu kadar sevebilirsin ?"

ismail, salih'in bu serzenişi üzerine gözlerini devirip; "hayallerini de gerçek olmayacaklar zaten diyerek yok oluşa teslim edersen nasıl dayanırsın bu gri dünyaya ?" demek istedi, ama diyemedi. bunun yerine "boşver salih" dedi.

öyle demesi gerekiyordu, çünkü; hayat afilli cümleler kurabilmek için fazla siyahtı.

ismail yıkık dökük gecekondusunda yaşlı annesiyle birlikte yaşardı. annesi, kocasının onu; "bu çocuk senin yüzünden gerizekalı doğdu. allah ikinizin de belasını versin. ne halin varsa gör şimdi onunla !" diyerek terkettiği gün geçirdiği felçten ötürü yatalaktı. hayatla kalmış tek bağlantıları yemek yemek ve tuvaletini altına yapmak olan, saçları kar beyaz bir anne. ismail annesini günde üç kez öperdi. birinci öpücüğü sabah uyanıp annesine kahvaltısını ettirdikten sonra işe gitmeden önce verirdi. geride kalan günlerin hatırası içindi bu. ikinci öpücüğü işten gelip annesinin altını temizledikten sonra verirdi. şimdi ki zamanın birlikteliği içindi bu da. üçüncü ve son öpücüğü ise gece uyumadan önce verirdi. bu son öpücük ise gelecekte bekleyen ayrılık içindi.


elbette ismail'in yüreğini bir tek anka kuşları işgal etmiyordu. herkesten, hatta salih'ten ve hatta annesinden bile sakladığı bir kadın vardı. ismail'in yüreğini anka kuşları kadar olmasa da bir miktar ilhak eden bu kadın ismail'in odasında yaşardı. ismail sabaha karşı herkes uyuduğunda ve sokaktan gelen tek ses sokak köpeklerinin havlamaları olmaya başladığında kadının gözlerine bakma cüretini gösterirdi. bu cüreti gösterebilmek oldukça güçtü, çünkü kadının gözleri gökyüzüyle yarışa girebilecek kadar maviydi. ismail'de gökyüzünü anımsayabilmek için bakardı o gözlere.

böyle olması gerekiyordu, çünkü ismail bir gecekonduda yaşıyordu ve gecekonduların pencerelerinden gökyüzünü görmek en az güneşi görmek kadar imkansızdı.


bir gün kuşekağıdın üzerine işlenmiş kadın ismail'e; "tamam anladık, senin beynin hasarlı. kafan çalışmıyor. ama bir postere aşık olmak ne demektir arkadaşım ? sence de çok saçma değil mi ? lütfen kendine gel artık." dedi. ismail bu soruyu gözlerini kapayıp, "sen bana gelmeden, ben kendime gelemem." diye yanıtlamak istedi. ancak bunun yerine "boşver zeynep" demekle yetindi.

öyle davranması gerekiyordu, çünkü; dünya herkese sevdiğiyle bir kafeteryada oturduğu anı düşünüp şiir yazma fırsatını tanımıyordu.


posterle aralarında geçen konuşmanın ertesi günü ismail eve ellerinde bir takvim ve bir büyük rakıyla geldi. aşık olduğu kadını, ilkokul üçüncü sınıf hayat bilgisi kitabının arasındaki saklı yerinden çıkardı ve rakıyı kadının gözlerine bakarak içmeye başladı. poster, "bana takvim ve rakı arasındaki bağı açıklar mısın lütfen allah'ın manyağı ?" dediğinde, ismail; "takvim senin geleceğin günleri saymaya, rakı ise gelmediğin günleri kurtarmaya." demek istedi. ama diyemedi.

böyle yapması gerekiyordu, çünkü; alkollüyken sevdiğinin gözlerine bakarak güzel cümleler kurmak şairlere mahsustu.


bir akşam ismail eve geldiğinde annesinin kapanmış gözleri ve artık atmayan kalbi karşıladı onu. annesinin bir daha nefes almayacağını anlayan ismail, usulca yatağa yaklaşıp annesinin yanağına üçüncü öpücüğü kondurduktan ve buruşmuş ellerine iki damla gözyaşı bıraktıktan sonra odasına gidip poster kadını aldı. evden çıkmadan önce annesine son bir kez bakıp evi terketti.


ismail çok önceden iki sokak arkadaki çöplüğe sakladığı litrelik benzini ve kibrit kutusunu yanına alarak, arka sokaktaki 5 katlı inşaata gitti. inşaatın merdivenlerinden çıkarken yanarak küllerden doğmanın nasıl bir şey olduğunu düşündü. zirveye ulaşınca ismail poster kadını cebinden çıkarıp eline aldı. zeynep'i 5. kattan aşağı bırakmadan önce bir çift mavi göze saklanmış olan gökyüzüne son kez baktı. posterin saçlarında ellerini son kez gezdirdikten sonra, "sana 'kimse seni benim kadar sevemez' diyen adamlar olacaktır. onlara benden bahset." dedi ve posteri aşağı bıraktı.

öyle yapması gerekiyordu, çünkü; her veda son bir cümleyi hak eder.


ismail her yerini benzine buladıktan sonra, artık batmakta olan güneşin turunculuğuna baktı uzun uzun. zaten tüm insanlar üzerlerinde sayılar yazan banknotlara odaklanmışken, ancak bir deli farkedebilirdi güneşin uzay boşluğuna bıraktığı gözyaşlarını.

ismail kibriti aleve verdikten sonra çalışmayan beyniyle son kez düşündü.
"anka kuşları." dedi.
"küllerinden tekrar doğabilmek için yanmak zorundalardır."


annesinin koluna girmiş ufak bir çocuk polis kordonunun arkasında tüm bu cümbüşe anlam vermeye çalışıyordu. annesi; "yatalak rukiye'nin oğlu deli ismail kendi canına kıyacakmış." haberini aldıktan sonra oğlunu da yanına alıp apar topar koşmuştu inşaata. bir kaç dakika sonra, toplanan insanlar alevler içindeki ismail'in 5. kattan süzülüşünü izlerken, küçük çocuk büyülenmiş gözleriyle; "anka kuşları." dedi. "gerçek olduklarını biliyordum."



https://www.youtube.com/watch?v=gGGWN2T-Nno



3 yorum:

  1. Adsız5.11.14

    seni her okuduğumda tüylerimi diken diken edecek misin be çocuk, muhteşemsin sen

    YanıtlaSil
  2. Adsız18.11.14

    Belki de seni seven biri vardır Mert? Bunu hiç düşündün mü? İsmail'in Zeynep'i sevdiği gibi. Belki farkına bile varmadın. Çünkü gözlerinde başka biri olduğunu bilen bir kız seviyor seni.

    YanıtlaSil
  3. Adsız9.2.15

    Her yazdığın satır beni benden alıyor. Eline yüreğine sağlık.

    YanıtlaSil