bu yazı baştan sona kadar nefret dökerek ve bolca küfür ederek yazılmıştır. "hasiktir lan oradan." şeklindeki cümlelerinizi şimdiden hazırlamanız tavsiye edilir.
merhaba.
adım mert.
16 yaşındayım.
16 yıla 46 yıllık hayat sığdırdım.
"ayın 19'unda intihar ediyorum" diyerek takvim işaretlediğim günler oldu.
beynimdeki gürültüyü bastırmak için parmaklarımda sigara da söndürdüm.
tüm üzüntüleri hapsetmek için sol elimin serçe parmağını aylarca uzattığım da oldu.
son üç cümleden de anlayabileceğin üzere ruh hastasının biriyim.
ama bu ruh hastası bir şeyler öğrendi.
bu hayatın ne boka derman olduğunu.
dünyanın ne kadar kötü bir yer olduğunu.
ve charles darwin'e inat insanların giderek orospu çocuğuna evrildiğini.
başlıyoruz okuyucu. hazırlan.
insana hep mutlu olması gerektiği söylendi. gerekirse mutlu olmak için birilerinin üstüne basıp yükselmesi gerektiği, türlü oyun, hile ve yanlışlarla herkesin hayallerini siktir edip kendini ön plana atması öğretildi.
ben bugün burada, bu ipsiz sapsız cümlelerle karşı çıkıyorum ulan bu dünyaya. alayına gidiyorum, kralına gidiyorum ulan. ve dönüp arkama bakmıyorum bile.
mutluluk önemli mi lan bu kadar ? insanın hayatı boyunca yapması gereken en önemli şey aynaya baktığında sırıtan bir yüz görmek mi ? evet diyorsan eğer, senin de amına koyayım. değil ulan değil. asıl güzellik senin kahkahalarında değil, oluşturduğun tebessümlerde saklıdır. kaç yüzü güldürebildiysen o kadar delikanlısın bu hayatta. kaç dilenciye cebindeki harçlığını verdiysen bir an bile "ya bana lazım olursa" diye düşünmeden, kaç sokak kedisinin başını okşadıysan bir an bile "ya elim kirlenirse" diye düşünmeden, o kadar adamsın. geri kalan herşeyinse tekrar ve tekrar amına koyayım.
yetmedi mi lan ? dünyanın senin etrafında döndüğünü düşünerek geçirdiğin günler yetmedi mi ? artık biraz da olsa gör etrafını. biraz da olsa çevrendeki yaşamaya çalışan varlıkları gör. çünkü asıl mutluluk burada yatıyor. cebinde bir milyar ile bir gece kulübünden çıkmak seni bir skim yapmaz. ama bir liraya alıp bir sokak çocuğuna verdiğin simit çok şey yapar.
farkına var artık lütfen.
farkına var ulan.
hem, neyin var ki kaybedecek ?
neyin kaldı ki ?
neyi kaybetmek korkusuyla hala bu kadar sıkı sıkıya sarılmışsın kendi dünyana.
eğer kaybedecek bir şeylerin varsa hala, burada işin yok zaten senin. burası sabaha karşı balkonda üşüyerek gizlice sigara içenlerin mekanı. tüm cümlelerim de onlar için.
"hiçbir şeyi kalmamış adamdan korkulur, oyun son bulur, kimse sana sordu mu ?" diyor bir adam bir şarkıda. tam bu iki cümle kadarsın işte lan. tam bu iki cümle kadarız.
düşün bi. tam şu an bu satırları okurken kafana göktaşı düşebilir. herhangi bir patlama olabilir ya da kalp krizi geçirebilirsin. ölebilirsin yani her an. herhangi bir saniye içinde tek laf bile edemeden can verebilirsin. gazetelerin üçüncü sayfalarındaki insanları düşün. her saniye onlardan biri olabilirsin.
e peki soruyorum şimdi sana. ölüme bu kadar yakınken nedendir hayatına bu denli sıkı sıkıya sarılman ?
neyin kaldı sanki ?
canından başka neyin kaldı ?
sana burada "anı yaşa dostum" gibi sikindirik tavsiyeler vermeyeceğim. ama farkına var lan. bi skim değiliz bu dünyada. gir internete nasa'nın çektiği fotoğraflara bak. dünya nokta kadar. onun içinde yaşayan bizler ise daha da ufağız. hayatlarımız bizden de ufak. karıncalardan bile küçüğüz ulan. bakterilerden, mikroplardan bile daha küçüğüz. bir skim değiliz ve bağırarak söylüyorum ki en büyük insan bile bir skim değil. kendimize hayali dünyalar yaratıp içlerinde yaşıyoruz, sonra gerçekler yüzümüze çarpınca apışıp kalıyoruz. bir şiirden, bir şarkıdan, bir sigaradan öte değiliz. işte tam da bu nedenlerden ötürü ölene kadar yaşayacak ve ölüp unutulacağız. öneme sahip olan tek şey ise toprağa karıştıktan sonra mezarının başında kaç insanın buruk tebessümler ve gözyaşlarıyla hatırlayacağı seni.
"çünkü ne kadar mutlu ettiysek o kadar yalnız kaldık" demiş cemal süreya.
yanlış değil, eksik.
biz ne kadar mutlu ettiysek o kadar insan olduk.
dediğim gibi, adım mert.
ben bir filozof değilim. bir yazar değilim. bir skim değilim. aranızda yaşayan bir ruh hastasıyım.
aynı senin gibi.
ama senden tek farkım dünyanın boynu büküklüğünün farkında olmam. ve seni de çağırıyorum buraya.
gel lan.
şu an ki halinden daha fazla mutsuz olamazsın zaten.
en kötü neşet baba'dan bi türkü açar, birer sigara yakarız.
ama içten içe, kimseyi yarı yolda bırakmadığımızı, kimsenin umutlarıyla oynamayıp hayallerini deşmediğimizi biliriz.
mutsuz insanlarız.
ama bu kahpe gezegende yaşayan 7 milyar kahpe insandan daha fazla insanız.
bağırın ulan biz daha ölmedik diye !

tek kelimesine 'hayır yanlış' diyemeyeceğim ilk yazı. sen buralara fazlasın.
YanıtlaSilbu ne be nutkum tutuldu yemin ederim
YanıtlaSilYeni gördüm bu yazını blog da bi yazını ararken belki 3 belki 5 kez okudum ard arda her defasinda da her cumlesine ayri sigara yakmak geçti içimden , her cumle sonuna Neşet babadan ayri bi türku dinleyip saatlerce okuyasim geldi yaziyi kafami kaldirmadan.Sen bunu başarmiş bi insansız Ne 19 yas gününden once ne de sonra bu blogu goremessem internette ,bazi şeyler biticek gözümde
YanıtlaSilBunca acıyı bir kenara at ölümleri kahpe insanları boktan ama sozde degil hakikaten boktan bir dunyayı siktir et de şu dünyadan bi NEŞET BABA geçti ve biz bir gün olsun göremedik naif kalbinden bir iki söz duyamadık ya sırf bunun icin bile en az bir kez neşet baba icin onun garipligi icin agladıysan bu dünyada iyisin sevin! insansın sevin!
YanıtlaSilbu blogdaki ruh hastası adam birine gerçek dünyayı öğretti, teşekkürler
YanıtlaSilKimsin sen
YanıtlaSil