28.6.14

dumanlı ve yorgun.



"ağır bi tütün gibi öksürttü seni hayat"

delilikle dehalık arasındaki ince çizginin en güzel örneklerinden biri sevmekle nefret etmek arasında bulunur.
hüznünün sebebi olan varlık aynı zamanda hüznünün ilacıysa ne yapabilirsin sabaha karşı kuytu köşelerde gizlice sigara içmekten başka ?
bir skim yapamazsın.

"başkasının dertleri de başkasına komik"

bir insana küfredebilirsiniz.

bir insanı dövebilirsiniz.  

ve hatta bir insanı öldürebilirsiniz. 

ama hepsinden büyük bir şey var.

insanı en ağır düzeyde yok edebilmek için acılarını küçümseyin. hüzünlerini dalga malzemeniz yapın. emin olun, 14 yerinden bıçaklanmak ne demekse, üzüntünün küçümsenmesi de aynı şeydir. justin bieber konserine gidemeyen 13  yaşındaki bir kızın yağmur misali yağan göz yaşları da üzüntüdendir; patlayan bombalardan sonra ailesinin hayatta kalan son ferdi olan 13 yaşındaki ırak'lı kızın donuk bakışları da. önemli olan üzüntünün ne olduğu değil, boyutudur. herkesin farklı hayatları var. herkesin hayatının acısının boyutu da farklı.

terk edilmekte acıdır bu arada. büyük bir acıdır. güzel bir acıdır.
hem her koyun kendi bacağındaki eklem sayısı kadar asıldı hayatta.

"ciğerlerim varoşlardan biraz daha mağdur"

bir adam saçlarının kokusunu içine çektiği kadını kaybettiği gün sigarayı icat etti.

"sokaklar bizim gibi piçlerle dolu"

piç babası belli olmayana denmemeli, katili belli olanlara denmeli. katilim belli benim. failim meçhul değil. herkesin bir öldüreni olur hayatta. birini babası öldürür, birini ağabeyi. birini en yakın dostu öldürür, birini sevgilisi. kesin olan tek şeyse katillerin hep en çok sevilenler olması. milyarlarca piç var dünyada.

dün gece bir futbol maçı izledim. tanıdığım insanlar futbolcuydu. topun üzerinde de mutluluk yazıyordu. 0-0 eşitlikle devam eden maçta herkes topun peşinden koşuyordu.

ben tribündeydim.

sevdiğim insanların maçı kazanmak için birbirlerine attıkları dirsekleri gördüm. tekmeleri, çelmeleri. kırmızı kartı erken görmüş olmak umurumda değil. en azından katılmıyorum çirkef hareketlerine. onurlu bir şekilde yüzüğündeki zehri içen yıldırım bayezid'im.

kaybettim, ama düşmedim.

"fahişelik en eski meslek be yavrum.
gururu zarı gibi esnek bi hatun,
bense güneşe ateş eden o garip haydut"


görüşürüz.  

1 yorum: