"ağır bi tütün gibi öksürttü seni hayat"
delilikle dehalık arasındaki ince çizginin en güzel örneklerinden biri sevmekle nefret etmek arasında bulunur.
hüznünün sebebi olan varlık aynı zamanda hüznünün ilacıysa
ne yapabilirsin sabaha karşı kuytu köşelerde gizlice sigara içmekten başka ?
bir skim yapamazsın.
"başkasının dertleri de başkasına komik"
bir insana
küfredebilirsiniz.
bir insanı
dövebilirsiniz.
ve hatta bir insanı öldürebilirsiniz.
ama hepsinden büyük
bir şey var.
insanı en ağır düzeyde yok edebilmek için
acılarını küçümseyin. hüzünlerini dalga malzemeniz yapın. emin olun, 14
yerinden bıçaklanmak ne demekse, üzüntünün küçümsenmesi de aynı şeydir. justin
bieber konserine gidemeyen 13 yaşındaki
bir kızın yağmur misali yağan göz yaşları da üzüntüdendir; patlayan bombalardan
sonra ailesinin hayatta kalan son ferdi olan 13 yaşındaki ırak'lı
kızın donuk bakışları da. önemli olan üzüntünün ne olduğu değil, boyutudur.
herkesin farklı hayatları var. herkesin hayatının acısının boyutu da farklı.
terk edilmekte acıdır bu arada. büyük bir acıdır. güzel bir
acıdır.
hem her koyun kendi bacağındaki eklem sayısı kadar asıldı
hayatta.
"ciğerlerim varoşlardan biraz daha mağdur"
bir adam saçlarının
kokusunu içine çektiği kadını kaybettiği gün sigarayı icat etti.
"sokaklar bizim gibi piçlerle dolu"
piç babası belli olmayana denmemeli, katili belli olanlara denmeli. katilim belli benim. failim meçhul değil. herkesin bir öldüreni olur hayatta. birini babası öldürür, birini ağabeyi. birini en yakın dostu öldürür, birini sevgilisi. kesin olan tek şeyse katillerin hep en çok sevilenler olması. milyarlarca piç var dünyada.
dün gece bir futbol
maçı izledim. tanıdığım insanlar futbolcuydu. topun üzerinde de mutluluk
yazıyordu. 0-0 eşitlikle devam eden maçta herkes topun peşinden koşuyordu.
ben tribündeydim.
sevdiğim insanların maçı kazanmak için birbirlerine
attıkları dirsekleri gördüm. tekmeleri, çelmeleri. kırmızı kartı erken görmüş
olmak umurumda değil. en azından katılmıyorum çirkef hareketlerine. onurlu bir
şekilde yüzüğündeki zehri içen yıldırım bayezid'im.
kaybettim, ama düşmedim.
"fahişelik en eski meslek be yavrum.
gururu zarı gibi esnek bi hatun,
bense güneşe ateş eden o garip haydut"
görüşürüz.
görüşemedik.
YanıtlaSil